Popüler Yayınlar

19 Haziran 2013 Çarşamba

Su hafızayı güçlendiriyor

Aile dergisi Moral Dünyası’nın son sayısında Psikolog Ezgi Başaran, vitamin eksikliği, uykusuzluk ve aşırı yorgunluğun unutkanlığa neden olduğunu söylüyor.

Uzmanlar, haftada birkaç defa tekrarlayan ve bir aydan fazla süren unutkanlığın uzman kontrolü gerektirdiğini aktarıyor. Evde yapılabilecek bellek geliştirme egzersizleri, kitap okuma alışkanlığı ve okurken ayrıntıları hatırlamaya çalışmanın hatırlamayı kuvvetlendirdiği belirtiliyor. Yanlış beslenmenin de unutkanlığa neden olduğunu ifade eden Ezgi Başaran, şu tavsiyelerde bulunuyor: “Unutkanlık şikâyeti başladığında ilaçlardan önce iyi bir beslenme biçimi ile sorunun büyümesi önlenebilir. Beyni kuvvetlendiren, belleğe güç verecek yiyecekler ve içecekler tüketilmeli. Omega 3 içeren besinler, B ve B12 vitamini taşıyan yiyecekler, yumurta, karaciğer, havuç, yeşil çay ve su unutkanlık şikâyeti olan kişilerin yemesi gereken yiyeceklerin başında geliyor. Ayrıca ıspanak, elma, koyu çikolata, nar suyu, kepekli ürünler, ceviz, badem, yer fıstığı, susam, günde 2-3 kaşık yaban mersini tüketmek, antioksidan özellikli kiraz, çilek, böğürtlen yemek ve...

17 Haziran 2013 Pazartesi

Karpuzun bu faydasını biliyor muydunuz?

Yaz aylarında sıkça tüketilen karpuz un, yüksek tansiyon ve kalp krizini önlediği bildirildi. 

Batman Bölge Devlet Hastanesi Yöneticisi Opr. Dr. Adnan Tuna, karpuzun içindeki C vitamini ve antioksidan madde olan laykopen adlı maddenin insan vücuduna kanserojen etkisi yapan maddelere karşıkanser önleyici bir özelliği olduğunu söyledi. 

Opr. Dr. Tuna, "Karpuzun içerdiği yüksek potasyum nedeniyle kan dolaşımında bulunan sodyumun böbrek yoluyla atılmasını sağlayıp hem vücut kan basıncına olan faydası hem de böbreklerin daha iyi işlevsel hale gelmesini sağlayıp, kalbe olan yükü azaltıp kalp krizlerini yüksek tansiyonu önleme açısından da büyük önemi vardır. Özellikle diyet yapan vatandaşlar karpuz yerken peynirle yememeleri gerek, çünkü peynir karpuzla yendiği taktirde aşırı kilo yapar" diye konuştu. Tuna, "Karpuz çekirdeğini fazla tüketmemek gerekir aksi taktirde vücudun bazı organlarına zarar verebildiği gibi bağırsak tıkanmalarına da yol açabilir. Bunun için dikkat etmek gerekir" şeklinde konuştu.

10 Haziran 2013 Pazartesi

Ayak yanmasının sebebi vitamin eksikliği olabilir

Ayağınızdaki yanma, geceleri uykudan uyandırıyor ve ciddi ağrılara sebep oluyorsa ayak yanması sendromu (burning foot syndrome) olabilirsiniz.

Bu rahatsızlıksa B vitamini eksikliği, kansızlık ve mantar enfeksiyonunun habercisi olabilir. Fatih Üniversitesi Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Turan Uslu, çok sık rastlanan bu şikâyetin, 50 yaş üzerinde daha sık görüldüğünü söylüyor. Diyabetli hastalarda nöropatinin de en önemli belirtisi olan ayak yanmasının hafif, orta ya da çok şiddetli olabildiğini aktaran Uslu, “Ayak yanmasının en sık rastlanan sebepleri arasında uzun süre ayakta kalma, yorgunluk, kilo problemi, aşırı terleme, çorap, ayakkabı gibi eşyalarda kullanılan kimyasal maddelere karşı duyulan alerji bulunuyor.” diyor. Bu şikayetlerin basit tedbirlerle önlenebileceğini aktaran Uslu, “İyi ayakkabı ve çorap seçimi, ayak terlemesine karşı tedavi görme, ayağı soğutacak bazı kremler, magneto terapi, pamuklu çorap giyme, ayakları sık sık soğuk su ile yıkama, ayak bileği destekleri ve tabanlıklar, aspirin, B-12 vitamini ve antidepresan ilaçlar ayak yanmasını önleyebilir.” ifadelerini kullanıyor.

9 Haziran 2013 Pazar

Hafızayı güçlendirdiği ortaya çıktı

Uyku esnasında gül kokusu altında olmak bakın nasıl bir etkiye sahip...




Reem Nöropsikiyatri Merkezi’nden Nörolog Dr. Mehmet Yavuz, gelişen teknolojiyle yaşanan yoğun elektromanyetik kirliliğin, hafıza sorunlarına neden olduğunu söylüyor. Görsel imajlardan yararlanmanın, düzenli spor yapmanın, elektronik sistemlerden uzak durmanın, düzenli beslenmenin, mineral ve vitamin takviyesinin, sigara, alkol gibi zararlı alışkanlıklardan kaçınmanın ve düzenli uykunun hafızayı güçlendireceğini belirtiyor. 

Son yıllarda yapılan araştırmalara göre yatak odasında gül bulundurmanın, öğrenilen bilgilerin belleğe yerleştirilmesini şaşılacak derecede olumlu etkilediğini belirten Yavuz, kısa süreli gül kokladıktan sonra bile belleğin güçlendiğini ve unutkanlığın önlendiğini ifade ediyor. Uyku esnasında gül kokusu altında olmanın yeni alınan bilgileri daha güçlü bir şekilde kaydettiğini aktaran Yavuz, “Sabah uyandığında gül suyu ile ferahlamak ya da gün içinde gül kokusu veya gül suyu kullanmak hafızanızı güçlü kılabilir ve unutkanlığı yenmenizi sağlayabilir” diye konuşuyor.

23 Mayıs 2013 Perşembe

Anne-babalara hayati uyarı!


İngiltere 'de yapılan araştırmada, yaklaşık 1500 ani bebek ölümü sendromu  vakası incelendi.

         Araştırmaya imza atanlardan Bob Carpenter, hesaplamalara göre yatağı  paylaşmaktan kaçınmanın İngiltere'deki 300 ani ölümden 120'sini önleyebileceğini  vurguladı.
         İlk 6 ay, bebeğin ebeveynle aynı odada bulanan bir beşik ya da karyolada  uyumasının daha güvenli olabileceğini belirten bilim adamları, ayrıca erken ölüm  riskini azaltmak için hamilelikte anne ve babanın sigarayı bırakması, bebeğin  bulunduğu odada sigara içilmemesi, kanepe ya da koltukta da bebekle uyunmaması,  bebeğin çok sıcak tutulmaması ve başının açık bırakılması önerilerinde de  bulundu.

         Bilim adamlarından Francine Bates de bazı ebeveynlerin bebekleriyle  uyumak istediğini, bu seçimi desteklediklerini ancak yeni anne ve babanın bebekle  aynı yatağı paylaşmanın risklerini bilmesi ve bu yönde önlem alması gerektiğini  ifade etti.

         Araştırma, İngiliz Tıp Dergisi'nde (BMJ) yayımlandı.
         Daha önce Avustralya'da yapılan bir araştırma, 1 yaşın altındaki  bebeklerin bilinmeyen sebeplerle aniden ölmelerini tanımlayan ani bebek ölümü  sendromunun (ABÖS-SIDS) nedenlerinden birinin, bebeklerin rüyalarında kendilerini  ana rahminde görmeleri ve nefes almayı kesmeleri olduğunu göstermişti.

16 Mayıs 2013 Perşembe

Kadınların daha uzun yaşamalarının nedeni bulundu


Kadınların daha uzun yaşamalarının bir nedeninin, bağışıklık sistemlerinin erkeklerinkinden daha yavaş yaşlanması olduğu bildirildi.
  BBC'nin, Japon bilim adamlarının araştırmasına dayandırdığı haberine göre, vücudun savunma sistemleri zaman içinde zayıflarken, erkeklerin hastalığa yatkınlığının artması ömürlerini kısaltıyor. 
         Japon bilim adamlarının Immunity & Ageing dergisinde yayımlanan araştırmasında, bağışıklık sistemiyle ilgili testlerin, gerçek biyolojik yaşın göstergesi olabileceği belirtildi. 
         Araştırma çerçevesinde, Tokyo Tıp ve Diş Hekimliği Üniversitesi'nden profesör Katsuiku Hirokawa ve çalışma arkadaşları, yaşları 20 ila 90 olan 356 sağlıklı kadın ve erkeğin kan örneklerini inceledi. 
         Bağışıklık sistemi hücreleriyle etkileşim içindeki sitokinler adı verilen moleküllerin ve beyaz kan hücrelerinin seviyelerini ölçen bilim adamları, her iki cinste de beyaz kan hücrelerinin yaş ile azaldığını gördü ancak bağışıklık sisteminin kilit öneme sahip iki bileşeni T ve B hücrelerinin kadın ve erkekte farklılık gösterdiğini buldu. 
         Vücudu enfeksiyondan koruyan T hücrelerinin ve antikorları salgılayan B hücrelerinin sayısındaki düşüşün erkeklerde daha hızlı olduğu gözlendi. 
         Araştırmada ayrıca, bağışıklık sistemi hücresinin istilacılara saldıran iki türünün yaşla arttığı, bu artışın kadınlarda erkeklerden daha yüksek olduğu görüldü. 

2 Mayıs 2013 Perşembe

Yaşlıları genç tutacak 5 vitamin!


Acıbadem Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülay Hamzaoğlu Öztürk , yaş ilerledikçe metabolizma hızında azalma, tat alma duyusunda değişim, yağsız doku kitlesinde azalma gibi birçok fizyolojik ve metabolik değişikliklerin oluştuğunu, beslenme düzeninin de buna uygun şekilde ayarlanması gerektiğini söyledi. 

 Yaşlılıkta önem taşıyan başlıca 5 vitamin bulunduğunu belirten Öztürk, bunları şöyle sıralaladı:

 "B12 vitamini, kalsiyum ve fosfor, Omega-3 yağ asitleri, çinko ve D vitamini." 

Yaşlılıkta önemli rol oynayan vitamin ve mineraller hakkında önemli bilgiler veren Diyetisyen Öztürk, B 12 vitamininin, kalp-damar sağlığının korunması, kan hücrelerinin yapımı, zihinsel fonksiyonların sürdürülmesi, karaciğer hastalıklarından korunma ve sinir sistemi fonksiyonlarının sürdürülmesinde çok önemli olduğunu ifade etti. 

Öztürk, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, balık ve yumurtayı B12 vitamininin yer aldığı besinler olarak sıraladı.

Kalsiyum ve fosforun kemik ve diş sağlığının korunması, kemik erimesinin önlenmesi, kasların güçlenmesi, sinir sisteminin çalışması için önemli olduğuna dikkat çeken Öztürk, "Kalsiyum ve fosfor, süt ve süt ürünleri, badem, fındık, soya fasulyesi, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, tarhana, pekmez, tahin, kılçığı ile yenilebilen balıklar, kalsiyumla zenginleştirilmiş besinlerde bulunuyor. Omega-3 yağ asitleri ise kalp-damar sağlığının korunmasında, şişmanlıktan korunmada, eklem iltihaplanmalarından korunmada önemlidir. Bulunduğu kaynaklar arasında, balık, balık yağı, su ürünleri, kolza, keten tohumu yağı, yeşil yapraklı sebzeler geliyor. " şeklinde konuştu.

Çinkonun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, hastalıklara karşı direnç geliştirdiğini, unutkanlık ve bunamadan koruduğunu dile getiren Gülay Hamzaoğlu Öztürk, yağsız kırmızı et, karaciğer, süt, peynir, yumurta, deniz ürünleri, fındık, ceviz, muz, tam tahıllar, kuru baklagillerin çinko bakımından zengin besinler olduğuna dikkat çekti.

D vitaminin eksikliğinde birçok eklem probleminin ortaya çıktığını vurgulayan Öztürk, ileri yaşlarda kan düzeyinizdeki D vitamininin kontrol edilmesi gerektiğini işarete etti. Öztürk, güneş ışığı, balık, yumurta, sıvıyağlar, yeşil sebzelerin D vitamininin kaynakları olaraksayılabileceğini aktardı. 

Yaşlanmayla beraber vücutta bazı değişikliklerin oluştuğunu belirten Öztürk, yaşlı insanların diyetlerini düzenlerken yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

 "Sindirim güçlüklerini önlemek için öğün sayısı artırılırken, öğünlerde yenen miktar azaltılmalıdır. Böbrek yükünü azaltmak için sıvı miktarı artırılıp, tuz miktarı azaltılmalıdır. Alkol, kemik oluşum hücrelerini harap edip, kalsiyum emilimini bozduğundan dolayı tüketilmemelidir. Doğru pişirme yöntemleri öğrenilmeli ve uygulanmalıdır. K vitamininden zengin (lahanalar, marul, kıvırcık, turp, şalgam) gıdalar ile beslenmede çeşitlilik sağlanmalıdır. Fiziksel aktivite kemik kaybını önlediğinden dolayı, düzenli olarak aktivitede bulunulmalıdır. İdeal vücut ağırlığı korunmalıdır. Oluşabilecek sağlık problemlerini önlemek adına zayıflıktan ve şişmanlıktan kaçınılmalıdır. Vücuda yeterli miktarda su ve sıvı alınmalıdır. Aşırı çay, kahve, gazlı içeceklerden, aşırı miktarda acıdan ve baharattan uzak durulmalıdır. Haftada 2 defa balık tüketilmeli, kurubaklagil yemeklerine önem verilmelidir. Kemik sağlığı açısından son derece önemli olan D vitaminini sağlamak adına, güneş ışınlarından uygun şekilde ve düzenli olarak yararlanılmalıdır. Çünkü D vitaminin en iyi kaynağı güneştir."