Popüler Yayınlar

16 Ekim 2013 Çarşamba

Bayramda bunu yaparak ‘reflü’ olmayın

  • “Kurban sofralarında mideye aşırı yükleme yapıldığı için mide esniyor ve bu da reflüyü tetikliyor.” 
  • "Bir defada çok yeme mideyi genişleteceği için reflüyü tetikler. "

Kurban Bayramı’nda et tüketiminin artmasıyla ortaya çıkan rahatsızlıklardan dolayı uzmanlar vatandaşları uyarıyor. Özellikle ‘reflü’ konusuna dikkat çeken Lokman Hekim Hastanesi doktorlarından iç hastalıkları ve gastroloji uzmanı Dr. Gökhan Kabaçam, “Kurban sofralarında mideye aşırı yükleme yapıldığı için mide esniyor ve bu da reflüyü tetikliyor.” dedi. 

Dr. Gökhan Kabaçam, “Reflü için en önemli şeyler; çok miktarda beslenme. Bir defada çok yeme mideyi genişleteceği için reflüyü tetikler. Ne yenilirse yenilsin azar azar ve sık öğünlerle beslenmeyi alışkanlık haline getirmeliler. Öte yandan bu yemek borusu ile midenin arasında bir kas vardır. O, asit ve gıdaların yukarı kaçmasını önler. Örneğin o kasın gevşemesine neden olan gıdalar vardır. Yağ, baharat, sos gibi gıdalarla, çay, kahve sigara gibi içecekler. Bayramda bu gıdalar artıyor. Çok geç saatlerde yemekler yiyip tok karnına yatılmamalı. Mümkün olduğunca aç yatılmasını öneriyoruz.” diye konuştu.

KURBANDAN SONRA EN ÇOK REFLÜ ŞİKAYETLERİ GELİYOR

Kurban Bayramı’nda sürekli katı yiyecekler tüketildiği için bayramdan sonra hastaneye vatandaşların en çok kabızlık şikayetiyle geldiğini belirten uzman Kabaçam, “Reflü ve hazımsızlığa bağlı şikayetler daha çok kliniğe başvuruyorlar. Endoskopi ihtiyacı olan hastalar artıyor. Bağırsak tembelliği hastalığı olan insanların kabızlık ishal gibi rahatsızlıklarında artış oluyor. Tüketilen gıdanın içeriğini veya iyi saklanmamasına, iyi pişirilmesine bağlı olarak bayramda bir acil servisine gittiğinizde zehirlenmiş bir grup insana rastlayabilirsiniz. Bu da çok normal, bir anda zaten dolu olan dolabın içine 15-20 kilo eti tıkamıyorsunuz dışarıda kalıyor ve ister istemez bakteri üretiyor. Bundan kaynaklanan sıkıntılar oluyor. Bizde çok güzel gelenekler, var dinimiz de bunu istiyor. Bu etin hepsini yemek değil, daha çok dağıtmamız hem sağlığımız hem de dinimiz açısından uygun olur.” ifadelerini kullandı. 

Dr. Gökhan Kabaçam, sadece mide rahatsızlığı yaşayanların değil, kolestrol, şeker ve kalp hastası olan bireylerin de Kurban Bayramı’nda hazırlanan sofralarda kontrollü beslenmesi gerektiğini dile getirdi. 

İŞTE UZMANLARIN KURBAN TAVSİYELERİ

-Ne yerseniz yiyin, fakat az yiyin. Az ve sık yemeyi alışkanlık haline getirin.
-Eti dinlendirerek yiyin. Taze etin sindirimi zor olur.
-Kurbanda etleri iyi pişirerek tüketin.
-Midedeki yiyecek ve asidin yukarı çıkmasını engelleyen kasların gevşemesine neden olacak şekilde aşırı yağlı, soslu ve baharatlı yiyeceklerden, aşırı kahve ve çaydan uzak durun.
-Hareketsiz kalmayın, bağırsak tembelliğinin en büyük nedeni hareketsizlik.
-Mide ilacı kullananlar, ilaç kullanımına azami dikkat etmeli.

14 Ekim 2013 Pazartesi

Çocuklara önce olumlu yönlerini söyleyin

Eğitim danışmanı Osman Gündal, çocuklara önce olumlu sonra da olumsuz yönlerinin söylenmesi gerektiğini belirtti.
Toros Akdeniz Koleji ve Renk Danışmanlığı'nın ortaklaşa düzenlediği 'Çocuk ve Aile İletişimi' konulu seminerde konuşma yapan Gündal, ebeveynlere çocuklarına nasıl davranmaları konusunda bilgi verdi. Anne ve babaların çocuğa güzel, olumlu mesajlar vermek yerine 'Sen yapamazsın komşunun kızına bak, arkadaşların yapıyor sen niye yapamıyorsun, senin için saçımı süpürge yaptım sen ne yaptın, senden adam olmaz.' gibi ifadelerle çocukları bunalttıklarını belirten Gündal şunları söyledi: "Bazı ebeynler güzel davranışları göremiyor. Önce çocukların iyi yaptıkları davranışlardan yola çıkarak daha sonra olumsuzlukları söylemeleri doğru olur. Yaptığımız anketlerde öğrencilerin, 'annem çalış çalış diyor, o söylediğinde de çalışasım gelmiyor dediklerini', 'annem çalış demediğinde de çalışmak aklıma gelmiyor' diyor."
Seminerde, 8. sınıf öğrencileri ile velilerine bu yıl uygulanacak liseye geçiş sistemi hakkında bilgi verdi. Gündal, öğrencilere sınava hazırlık sürecinde yapılması gerekenleri de anlattı.

Seminer sonunda Okul Müdürü Hüdayi Başın, Toros Eğitim Kurumları olarak yıl içinde bu seminerlerin devam edeceğini kaydetti...

9 Ekim 2013 Çarşamba

Kurban eti yağıyla yenmeli

Geliştirdiği ''Karatay Diyeti'' ile tanınan Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, kırmızı etin çok sağlıklı olduğunu, kurbanın her bölgesinin rahatlıkla yenilebileceğini söyledi.

Kırmızı etin, kolesterolü çıkardığı gerekçesiyle yenmemesini önermenin yanlış olduğunu dile getiren Karatay, şöyle devam etti:

"Çalışmalar da gösterdi ki; kırmızı eti, yumurtayı yağsız yediğimiz zaman çok faydası olmuyor. Bunları yağıyla beraber yediğimiz zaman, mesela saf köy tereyağında yumurta kızarttığımızda ya da pirzolayı yağıyla yediğimizde maksimum derecede etkisi olur. İşte kurban eti bu yüzden yağıyla yenilecek. Çünkü eti yağıyla yediğimiz zaman onun hazmı çok daha rahat olur. Midemiz, bağırsaklarımız yorulmuyor. Onun için birlikte yenilecek. Eti yağıyla birlikte tüketince korkmayacağız, işte o zaman sağlığımıza kavuşacağız."

Bayramda bol mevsim salatası, yoğurt, ayran ve cacık tüketilebilir

Karatay, bayramda bol mevsim salatası, yoğurt, ayran ve cacık tüketilebileceğini belirterek, ekmeği hiç tavsiye etmediğini ancak isteyenlerin çok az yiyebileceğini, pilav olarak da buğdaydan yapılanın tercih edilmesi gerektiğini söyledi. 

Kurbanın etli kemiklerinin saklanmasını öneren Karatay, "Kış boyunca onu paça ve doğal et suyu olarak herkesin kullanmasını öneriyorum. Bağışıklık sistemini en iyi güçlendiren paça ve et suyudur" diye konuştu.

Barbekü soslarının kesinlikle kullanılmaması gerektiğini dile getiren Karatay, "Esas kanserojen olan barbekü soslarıdır. Et kızartılırken tuz bile konulmayacak" ifadelerini kullandı.

8 Ekim 2013 Salı

Konsantre olamayan çocuk 'duyma sorunu' yaşıyor olabilir

Özel Tekirdağ Yaşam Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Fulya Aydın, çocuğun iyi duyamadığı için konsantre sorunu yaşayabileceğini söyledi.
 Okula başlayan çocukların muhakkak bir uzman kulak burun boğaz hekimi tarafından muayene edilmesi, kulak sorunları varsa çözülmesi gerektiğini dile getiren Dr. Fulya Aydın, "Çocuğunuz yeni eğitim ve öğretim yılına başladı. Beraberinde sorumluluklar ve bazı sorunlar sizleri bekliyor. Elbette kural değil ama okula başlanan ilk aylarda bazı okul çağı enfeksiyonlarının geçirilmesi ve bağışıklık kazanması çocukların büyük çoğunluğunun yaşamasını beklediğimiz bir sıkıntıdır. Bir diğer sorun ise derslere ve öğretmene alışma ve konsantrasyon problemleridir. Öncelikle hiperaktivite ve dikkat eksikliği kararını elbette çocuk psikiyatristi verir ancak öncesinde elenmesi gereken başka sorunlar da olabilir. Örneğin çocuğunuz iyi duyamadığı için konsantre olamıyor olabilir. Bu akla gelmesi ve mutlaka araştırılması gereken bir durumdur" dedi.
  Kulak sorunlarına erken dönemde tanı konulmadığı takdirde kalıcı işitme kayıplarına sebep olabileceğini ve bireyin tüm yaşantısını etkileyecek hale gelebileceğini söyleyen Dr. Aydın, "Yine aynı şekilde çocuğun gece uykularını bozan ve dolaysıyla kulağını etkileyen şey büyümüş bir geniz eti veya büyük bademcikler olabilir. Tüm bunlar erken tanı ile tedavisi mümkün problemlerdir ve okul başarısında son derece önemlidir" diye konuştu.
  İşitme yönünden yapılacak detaylı bir muayene ve sonrasında timpanometri denilen ve çocuklarda objektif sonuçlar veren testin yapılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Aydın, test ile kulak zarı arkasında sıvı olup olmadığı ve zarda çökme veya orta kulakta basınç değişikliği oluşturan problemlerin olup olmadığının da izlendiğini belirtti.

  Geniz etinin varlığı da çocuğun okul başarısını etkileyen diğer önemli kulak burun boğaz hastalığı olduğunu kaydeden Dr. Aydın, "Gece uyku kalitesi düşük olan bir çocuğun gün içinde huzursuz ve aksi davranışları ile beraber derse konsantrasyonu düşük olacaktır. Çok şımarık, aşırı hareketli veya dersi dinlemeyen bir çocukta temel problem ciddi bir burun tıkanıklığı olabilir. Yarattığı sıkıntılar çok olsa da tanısı ve tedavisi mümkün olan ve zor olmayan geniz eti ve işitme azlığı gibi durumlarda da her hastalıkta olduğu gibi erken tanı ve tedavi esastır. Önemli olan şüphelenerek doğru adrese doğru zamanda başvurmaktır" dedi.

6 Ekim 2013 Pazar

Çocuğun zekâ gelişimi aileye bağlı

- KARS
Psikolojik Danışman Dr. Fatih Kalkınç, çocukların doğumlarından sonra zekâsının yüzde 50 artmasının anne ve babaya bağlı olduğunu söyledi.
Kars'ta Ay Işığı Derneği'nin (AED) organize ettiği konferansa katılan Kalkınç, Halk Eğitim Merkezi'nde anne ve babalara çocuk eğitimindeki rollerini anlattı.
Çocuğun yapması gerekenleri anne ve babaların yapmaması gerektiğini ifade eden Kalkınç, bir çocuğun dört yaşındayken kendi elbiselerini giyebileceğini, altı yaşındayken de ayakkabılarını bağlayabileceğini belirtti. Günümüzde anne ve babaların, çocuklarını 7-8 yaşına geldikten sonra eğitmeye başladığını kaydeden Kalkınç, yapılan araştırmalar neticesinde, çocuk eğitimine hamilelikten iki yıl önce başlanması gerektiğinin tespit edildiğini vurguladı. Özellikle hamilelikte 17. haftadan itibaren çocukta kulakların oluştuğunu belirten Kalkınç, "Yani anne ve baba ne derse çocukları bunları duymaya başlıyor. Dolayısıyla 4. aydan itibaren bebekle konuşmaya başlamalısınız. Hatta hamilelik döneminde dinlenmesi gereken bazı müzikler var. Onlar dinlediği zaman bebek çok daha sağlık bir şekilde dünyaya gelmektedir." dedi.

Kalkınç, aynı sınıfta biri yaramaz, biri akıllı, biri haylaz biri sakin, biri çalışkan, diğeri tembel öğrenciler bulunduğunu hatırlatarak, "Düşünün ki o sınıfta öğretmen, sınıf, her şey aynı, fakat öğrenciler farklı farklıdır. İşte 'okul neden evde başlar' sorusunun cevabı burada saklıdır." diye konuştu. Kalkınç, günümüzde çocuklar konusunda doğru yapıldığı zannedilen çoğu şeyin yanlış olduğunun görüldüğünü belirterek, "Zeka eşittir yetenektir. Küçük çocuklarımızın anne ve baba bir şey demeden kendiliğinden dersine çalışması, ayakkabısını bağlaması, yeri geldiğinde anne babaya yardımcı olması, ihtiyaçlarını kendisi görmesi çocukta zekânın birer örneğidir."...

2 Ekim 2013 Çarşamba

Hepimiz içiyoruz ama beyni yavaşlatıyor!

Uyanmak için kahve içenlerden misiniz? Dikkat edin çocuğunuz özellikle ergenlikte bu alışkanlığı kazanmasın.

Çünkü yeni yapılan bir araştırmaya göre üç fincan kahve, üç kutu enerji içeceği veya büyük bir gazlı içecek beyin gelişimini yavaşlatıyor. İnsanlar ve memelilerin ergenlik döneminde daha ağır bir uyku düzenine sahip olduğu biliniyor. Ancak fareler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre kafein beyin gelişiimini yavaşlatıyor. 

Hürriyet'in haberine göre; İsviçre Ulusal Bilim Derneği son 30 yılda gençler ve çocuklarda kafein kullanımının yüzde 70 arttığını ve bu durumdan endişe duyduklarını açıkladı. Zürih Üniversitesi Çocuk Hastanesi'nden araştırmacılar günde 3 fincan kahvede bulunana eşdeğer, kafein kullanımının gençlerde ve çocuklarda beyin gelişimini yavaşlattığını, aynı zamanda uyku düzenini de bozduğunu söyledi.

NE KADAR KAFEİN HADDİNDEN FAZLA
 
Kahve dükkanlarında satılan büyük boy bir kahve günlük en fazla alınabilecek kafein miktarının 4'te 3'ünü karşılıyor. Yani iki bardak büyük boy kahve kafeinde güvenli sınırı geçmiş oluyor. Hamile kadınlarda ise kafein alımının günlük 200 mg'ı, çocuklarda ise 75 mg'ı geçmemesi gerekiyor. 

25 Eylül 2013 Çarşamba

Dişlerin yapısı kişiliği belirliyor

Yüz hatlarından sonra diş lerin de insan karakteri ile ilgili ipuçları verdiği ortaya çıktı.

 Diş hekimi Güzin Kırsaçlıoğlu "Dişlere bakarak karakter analizi nasıl yapılıyor?" sorusunun cevabını şu sözlerde verdi:

"Eğer dişler alt dudak yapısını takip ederse pozitif gülüş diyoruz ona ve bu insanlar genelde pozitif insanlar oluyorlar. Karşı diyaloga açık oluyorlar ve genellikle satış işinde başarılı oluyorlar. Bunu tam tersi köpek dişleri daha uzun ön dişler daha kısa olduğunda negatif gülüş oluyor. Bu insanlara karşı bir antipati duyuluyor. Dişlerin uçlarındaki sivrilikler sert köşeler olduğu zamanda o kişiler sinirli mizaca sahip olduğunu anlıyorsunuz."

Araştırmaların bilimsel verilere dayandığını söyleyen uzmanlar yüzde geçerli olan altın oranların dişlerde de kabul gördüğünü vurguluyor.

Türkiye'de çok fazla bilinmeyen bu konu, dünyada çok popüler.

Öyle ki yeni baştan diş yaptırmak isteyen kişiler bile karakterlerine uyumlu dişleri tercih ediyorlar.