Popüler Yayınlar

6 Ocak 2012 Cuma

Anne-Baba-Evlat

“O’dur ki sizi bir tek candan yarattı ve bundan da, gönlü kendisine ısınsın diye eşini inşa etti. Erkek eşini sarıp bürüdü, o da hafif bir yük yüklendi, hamile kaldı. Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca her ikisi de Rabbi’leri olan Allah’a yönelip “Eğer bize sağlıklı, kusursuz (sâlih) bir evlat verirsen mutlaka Sana şükreden kullarından oluruz” diye yalvardılar. Fakat Allah kendilerine kusursuz bir çocuk verince, annesi de babası da ölçüyü kaçırıp verdiği çocuk sebebiyle şirke bulaştılar. Tuttular, Allah’a birtakım şerikler yakıştırdılar. Halbuki Allah onların yakıştırdıkları her türlü ortaktan münezzehtir.” (A'raf,7/190)

-Anne-baba evlat ile imtihan olmamak için Allah Teâlâ’ya gönülden dua etmelidir. Şayet, Cenab-ı Hak kendilerine bir çocuk lütfedecekse, onun eli ayağı, gözü kulağı, bütün aza ve cevârihinin sıhhatli olması için niyazda bulunmalıdır. Ayrıca, çocuğun iman, İslam ihsan ufkuna ermiş, ibadet ve muamelelerinde dikkatli, Kur’an’da tarif edilen bütün hususiyetleriyle salih bir insan olmasını Yüce Yaratıcı’dan dilemelidir. Evet, “salih bir çocuk” talebinde, beden ve cismaniyet açısından olduğu gibi, manevi yapı, kalbî ve ruhî hayat zaviyesinden de sıhhatli bir çocuk isteği melhuzdur. 

-Günümüzün genç nesillerinin evlilik, aile, çoluk çocuk gibi mevzularda gerekli bilgi ve donanıma sahip olduklarını zannetmiyorum. Hakikaten günümüzde gençlere bu mevzuda ciddi bir eğitim verilmiyor, onlar bu konuda gerekli bilgi ve donanıma sahip olarak yetiştirilmiyorlar. Bundan dolayı aklıma geliyor ki, üniversite, hatta liselerin bünyesinde aile ve evlilikle alâkalı, muhatapların seviye ve konumuna göre seminerler verilebilse. Hatta devletin uygun göreceği şekilde, bu mevzu belli bir disipline bağlansa, şahıs, gerekli bilgi, donanım ve ehliyete sahip olduğunu ispat edip bir tür evlilik sertifikası aldıktan sonra o şahsın evliliğine müsaade edilse. Meselâ bu seminerlerde evliliğin insanın omuzları üzerine yüklediği vazife ve sorumluluklar, eşler arasında iyi bir münasebet ve geçim için dikkat edilmesi gereken hususlar, çocuk yetiştirme ve terbiye usulleri, evlilikte karşılaşılan bazı sıkıntı ve meşakkatlere katlanmanın Allah indindeki kıymet ve yeri, boşanmanın her iki taraf ve çocuklar için nasıl bir âfet, nasıl bir bela olduğu… gibi hususlar ilim ve yaşanmış tecrübelerin ışığı altında evlenecek gençlere anlatılıp öğretilebilir. Evet, önce anne babalar yetiştirilmelidir ki, onlar da çocuklarını birer emanet kabul etsinler ve onların iyi yetişmeleri için gerekenleri yerine getirsinler... 
www.herkul.org
Bamteli

5 Ocak 2012 Perşembe

Anne her yerde anne..!

İster kuş olsun, ister bir kedi.. Anne her yerde anne..!


Onlar da anne!

Huzurlu, sağlıklı bir aileniz varken bugünlerde kendinizi çok gergin mi hissediyorsunuz?


Eşinizle, çocuklarınızla sık sık tartışıyor, her şeye alınıyor, çabuk sinirleniyor sonra da pişman mı oluyorsunuz? Bunun nedeni son zamanlarda gücünüzün üstünde yük yüklenmeniz, zamanınızı iyi yönetememeniz, kendinizi geliştirmeye ya da dinlenmeye yeteri kadar zaman ayırmamış olmanız olabilir.
Çabuk sinirlenme ve alınganlığın birçok nedeni vardır. Kişi kendini, bedenini, ruhsal durumunu iyi tanırsa yolunda gitmeyen bir şeyleri çabuk fark eder. Yakınların uyarısı da bu noktada işe yarar. Aşırı iş yükü, herkeste her zaman aşırı sinirliliğe yol açmaz. Sağlığın bozulması, insanlarla ilişkilerdeki problemler, eşlerin ve diğer aile üyelerinin birbirine vakit ayıramaması, kişinin kendisini geliştirememesi, dinlenememesi, uyku problemleri gibi pek çok neden aşırı gerginliğe yol açabilir.
Ailenin idaresi ile ilgili sorumlulukların fazlalaşması da sadece nedenlerden bir tanesidir; fakat önemli bir nedendir. Erkek veya kadından biri aşırı iş yükünden dolayı aşırı gergin olduğunda aile kısa sürede stresli bir aile haline gelmeye başlar. Evdeki huzurlu ortam bozulur, alınganlıklar, suçlamalar, bağrışmalar domino taşlarının birbirini etkilemesi gibi bütün aile üyelerini etkiler. Aile üyelerinin ruh ve beden sağlıklarında arka arkaya bozulmalar görülür. Bu noktada hanımların rolü çok önemlidir. Hanımların eşleri başta olmak üzere bütün aile üyelerini rahatlatıcı özellikleri vardır. Bu tamamen içten gelen bir duygudur. Sakin, neşeli bir iletişim, güzel, huzurlu bir ortamla tamamlanır. Sağlıklı bir hanım eşine çocuklarına lezzetli yemekler hazırlamaktan, güzel sofralar kurmaktan, onlara tertemiz ütülü kıyafetler hazır etmekten hoşlanır. Evin temizliği, düzeni, duvarların boyasından masanın örtüsüne kadar her ayrıntı kadının kendisini rahat hissetmesini sağlar. Birçok hanım bunu içten gelen bir duyguyla severek yapar. Annenin bu özelliği, çocukların sağlıklı gelişimi için de çok önemlidir.
Çalışan kadınlar ise ne kadar farklı bir meslek sahibi olsa da evdeki tertip ve düzeni makul ölçülerde sağlamadıkça hayatlarında bir şeyler yarım kalmış hissine kapılır. Çalışan hanımlar evin idaresi ile ilgili gereken desteği yakın çevrelerinden aldıkları takdirde hem kendilerini rahat hissetmekte hem de aşırı yükten kaynaklanan sorunlardan korunmuş olur.
Sağlıklı bir erkek de evin geçimini sağlamaktan, evin, arabanın bakımı, vergi ve faturaların ödenmesi gibi dış işlerini yapmaktan, fiziki ihtiyaçlarını karşılamaktan, tamiratları, alışverişi yapmaktan, eve geldiğinde çocuklarla ilgilenmekten hoşlanır. Bebeğin bakımında, yemeğin hazırlanmasında, temizlik ve düzen işlerinde eşine destek olmayı sever. Çocukların ödevlerine, derslerine yardım etmek, toplantılarına katılmak konusunda anne-baba birbirine yardımcı olur.

Zaman tanzimi, gerginliği azaltır
AŞIRILIKTAN SAKININ
Son zamanlarda ev işlerinde normalden daha titiz davranıyor olabilirsiniz. Bunda temizlik ve simetri takıntısı olan bir arkadaşınız da etkili olabilir. Normalin üzerinde temizlik ve düzene yoğunlaşmanız güç ve zaman dengelerinizi bozabilir.
sOSYAL AKTİVİTELERİ SIRAYA KOYUN
Her insan kendi kendine kalıp aile içinde daha fazla zaman geçirmeyi ister. Zaman zaman da sosyal ilişkilere yoğunlaşır. Her ikisinde de aşırılıktan kaçınılmalıdır. Sosyal aktiviteleri sıraya koyun, evdeki programı aksatmayın.
DAVETLERİ ÜST ÜSTE GETİRMEYİN
Yakınlarınızı eve davet ettiğinizde sıraya koyun. Emek ve zaman isteyen yemekler yapıyorsanız, bu aşırı yorgunluğa yol açabilir. Eksiklikleri telafi etmek için uykudan veya dinlenmenizden fedakârlık yapmak sizi gergin ve sinirli yapar.
YOĞUN GÜNLERDE SADE YEMEK YAPIN
Temizlik günlerinizde, alışveriş günlerinizde, çamaşır ve ütünüzün fazla olduğu zamanlarda daha sade yemekler yapmayı tercih edin.
ALIŞVERİŞ PLANINI İYİ YAPIN
Neyin, nereden, ne zaman, ne kadar alınacağı konusu aile idaresinde önemlidir. Plansız alışveriş yapmak sık sık alışverişe gitmeyi gerektirir ve eşlerin üzerindeki iş yükünü artırır.

''ÜMIT HEKIMLERI'' SOMALI'DE ''ÜMIT ISIGI'' SAGLIK PROJESINI BASARIYLA TAMAMLADI.


4 Ocak 2012 Çarşamba

İNSAN-HUMAN: Evlilikte 'biz' olabilen eşler, mutluluğu yakalıyo...

İNSAN-HUMAN: Evlilikte 'biz' olabilen eşler, mutluluğu yakalıyo...: Evlilikler canlı bir organizma gibidir. Beslenmek, bakılmak ister. Eşinize baskı yapmadan, evde hükümranlık kurmaya çalışmadan ortak yolla...

Evlilikte 'biz' olabilen eşler, mutluluğu yakalıyor


Evlilikler canlı bir organizma gibidir. Beslenmek, bakılmak ister. Eşinize baskı yapmadan, evde hükümranlık kurmaya çalışmadan ortak yollar bulunabilir. Evlilik ona değer vermek, saygı göstermek, 'ben' yolundan çıkıp 'biz' olmayı başarmak demektir. Aile ilişkilerinde gönül aynasını kırmayın.
Evliliğinizde mutlu olmak mı istiyorsunuz? "Acaba eşime nasıl davranırsam onu mutlu ederim?" sorusunun cevabını mı arıyorsunuz? İşte size yardımcı olacak cevaplar:
Eşinize değer verin. Hayatınızdaki ilk sırayı eşinize verin ve bunu, ona hissettirin. Böyle yaparsanız eşiniz kendini değerli görür. Değerli olduğunu anlayan eş, eşinin hatalarına değer vermez. Değersiz olduğunu düşünen eşse, eşinin hatalarına değer verir. Bu da aile içindeki huzursuzluğa netice verir.
"Ben" yolundan çıkıp "biz" yoluna girin. Evlilik mutluluğunu baltalayan, mutluluk gemisini yalpalayan şey bencilliktir. Kendi doğrularını karşı tarafa kabul ettirmek için evliliği savaş alanına döndürmektir. Evlilik 'ben' yolundan çıkıp 'biz' yoluna girmektir. Ancak o zaman güzeldir. 'Ben yine yolumdan giderim' denilirse o evlilikte mutluluk yakalanmaz.
Kendinizi komutan yerine koymayın. Eşinizi, komutlarınızı "emredersiniz komutanım" diye yerine getirecek bir er gibi görmeyin. Siz üs, eşiniz as değil, yol arkadaşısınız.
Eşinizin duygularına kilit vurmayın. Eşinizin duygularını ve hatta kızgınlıklarını rahatça ifade etmesine izin verin. "Acaba bunu söylersem eşim ne der? Kavga çıkar mı? İyisi mi ben içime atayım." dedirtmeyin. Unutmayın, düdüklü tencerenin havası alınmazsa patlar. Fay hattı yavaş yavaş kırılmazsa yer kabuğu depremle çatlar.
Eşinizin hatalarına göz yumun. Kurulmuş robot gibi sizin her istek ve arzunuza boyun eğmesini istemeyin. Robotlar da bozulabilir, bilgisayarlar da virüs kapabilir.
Sözünüzü dinletmeye çalışmayın. "Bu evde ben ne dersem o olmalı. Çünkü ben yanlış yapmam." düşüncesiyle, "şunu şöyle yap, bunu böyle yap, sözümü dinle" demeyin. Onun kararlarına saygı gösterin.
İnsaf çıtanızı yükseltin. Kendi isteklerinizin olmasını eşinize dayatmayın. "Ben bunu böyle seviyorum, sen de seveceksin. Bunun böyle olmasını istiyorum, sen de kabul edeceksin. Buraya gideceğim, sen de geleceksin vb." demeyin. Sadece kendi mutluluğunuzu düşünüp karşı tarafa hayat hakkı tanımayarak "ne yapayım, o da benim yanımda olsun; olmuyorsa cezasını çeker" düşüncesiyle vicdanınızı susturmayın. Her insafsız davranışın bir karşılığı olduğunu, İlahi adalette de yer bulacağını aklınızdan çıkarmayın.
Eşinizi suçlamayın. "Yine ne yaptın? Bir şeyi de doğru yaptığını görmedim. Senin yüzünden başım dertten kurtulmuyor." demek yerine "Bir sıkıntın mı var? Problemini çözelim. Senin problemin benim problemim sayılır." deyin.
Bilhassa aileniz için eşinizin gönül aynasını kırmayın. "O da benim anneme-babama veya ablama-ağabeyime iyi davranmıyor." demeyin. Çünkü böyle davranış, eşinizin hem size hem de akrabalarınıza karşı kin tutmasına sebep olur. Aralarına kin tohumu serpmek yerine sevgi köprüleri kurun. Bunun için de eşinizi herkesten çok sevdiğinizi ona hissettirin.
Mazi kitabını kapatın. Geçmişe ait kötülükleri bohça gibi açıp durmayın. Onları derleyip toplayıp çöp kutusuna atın. Nasıl olsa o sıkıntıların elemi gitmiş, lezzeti kalmıştır.
Çöpten çıkardığınız kirli şeyler nasıl evinizin havasını kirletirse geçmişe ait kötü hatıralar da mutluluğunuzun havasını bozar.

GÜLAY ATASOY   -   02.01.2012

TV'yi iştah açıcı veya bakıcı yapmayın.


Çocuğunuz özenerek yaptığınız sebze çorbasını nazlanmadan içsin, durmaksızın ağlıyorsa bir an önce sussun, işlerinizi bitirirken oyalansın ya da misafir gelecek aman evi dağıtmasın diye televizyonu kurtarıcı olarak mı kullanıyorsunuz?
O halde bugün ekranın karşısında saatlerce oturttuğunuz çocuğunuz; ileride miskin, asosyal, konuşamayan, yeme bozukluğu ve iletişim eksikliği olan, odaklanamayan biri olarak karşınıza çıkarsa sorumlusunu uzaklarda aramayın! Medical Park Bahçelievler Hastanesi Nöroloji uzmanı Dr. Gülten Özdemir, televizyon izlemenin çocuk üzerindeki etkilerini "Beyin gelişimini yavaşlatıyor." şeklinde açıklıyor. Özdemir, yapılan bir araştırmada; televizyon izleyerek vakit geçiren 6-8 aylık çocukların, izlemeyenlere göre günde 6-8 kelime daha az öğrenebildikleri ve beyin gelişimlerinin izlemeyen çocuklara göre yavaşladığının saptandığını, 2 yaş altı çocuklarda konuşma becerisini zedeleyip, iletişim, öğrenme ve konsantrasyonu olumsuz yönde etkilediğini belirtiyor. Özdemir, annelerin ve bebek bakıcılarının televizyonu kendi yerlerine bakıcı, susturucu ve yemek yedirirken dikkat dağıtıcı olarak kullanmalarının erişkin yaşamda potansiyel miskinlik, hareketsizlik, egzersiz kısıtlılığı ve yeme bozukluklarına sebep olduğunu söylüyor. AİLE-SAĞLIK
ZAMAN